Ceremonial robes

by Bejan Matur


Ceremonial robes

In the cold decayed

heart of these lands

I saw eyes.

Everyone was there with their voice

and their body’s pose.

We know someone best while making love,

when we corrode our hearts together.

Growing heavy, our body

wakes us in the night.

Houses with courtyards are like graves.

Childhood is a sleep, long-lasting.

And a yearning to touch,

a yearning drags us towards death.

I tested myself in every body,

I abandoned myself in every city.

I took the skies of countries to my heart

and when I saw the emptiness of my heart,

I said, it’s time to go.

 

Inside the mouldering robes of ceremony

roots sway on the hanger.

Even if we drop fire in the sea

it will burn for ever,

it burns, a gift of desolation to the dark.

Perhaps history is a mistake says the poet

mankind’s a mistake says god.

Much later,

in a future corrupt as the heart of these lands,

mankind’s a mistake says god,

I’m here to correct it

but too late.

 

The wave of red lifeless water,

the road followed at night,

the poor earth strewn with travellers,

the white swaying shrouds,

ceremonial robes.

The only thing needed for a race

is the horse’s mane.

This is the truth,

now we are here

rotted away in a rut.

 

God must not see the letters of my script.

Mankind’s a mistake, he keeps saying.

And to correct his mistake

he gives sorrow,

only sorrow.

 

February 1997 Berlin

© translated by Ruth Christie

Tören giysileri

Çürümüş donuk kalbinde bu toprakların

Gözleri gördüm.

Herkes sesiyle vardı

Ve duruşuyla gövdesinin.

Bir insanı en iyi sevişirken tanırız.

Kalbimizi birlikte çürütürken.

Ağırlaşan gövdemiz

Gece uyandırır.

Mezar gibidir avlulu evler.

Çocukluk bir uykudur. Uzun sürer.

Ve dokunmak için bir arzu

Bir arzu sürükler bizi ölüme.

Ben kendimi sınadım her gövdede

Ben kendimi bıraktım her şehirde

İçime aldım göğünü ülkelerin

Ve boşluğunu görünce kalbimin

Gitmeli dedim.

 

Çürümüş tören giysileri içinde

Askıda salınan kökler.

Biz denize düşürsek de ateşi

O hep yanar.

Issızlık bahşeder karanlığa. Yanar.

Tarih bir yanılgı olabilir diyor şair

İnsan bir yanılgıdır diyor tanrı.

Çok sonra

Bu toprakların kalbi kadar

Çürümüş bir sonrada

İnsan bir yanılgıdır diyor tanrı.

Ve düzeltmek için varım

Ama geciktim.

 

Ölü kızıl suyun dalgası

Gece yürünen yol

Ve yolcuların dağıldığı zavallı yeryüzü

Salınan beyaz kefenler

Tören giysileri.

Ve bir koşu için gerekli tek şey

Atın yelesidir.

Aslolan,

Şimdi ve burada

Çürüyüp kaldık.

 

Tanrı görmesin harflerimi

İnsan bir hata diyor durmadan

Ve hatasını düzeltmek için

Acı veriyor

Sadece acı.

 

Şubat '97, Berlin

© Bejan Matur